
Ege
mutfağının simgesi zeytinyağı...
Ege Denizi’nin kıyısında, zeytin ağaçlarıyla süslü Ege Bölgesi; Urla,Edremit,
Ayvalık, Burhaniye çevresinde yoğunlaşan ülkemiz zeytin üretiminin yaklaşık
%58’ini karşılamakta. Uygun iklim koşulları ve coğrafi yapı, zeytin ve
zeytinyağının Ege mutfak kültürünü şekillendirmesine yol açmış.
Et yemeklerinden sebze yemeklerine, böreklerden tatlılara kadar, günde üç öğün
tüketilen zeytinyağı gerçekten de dünyada çok az yörenin sahip olduğu bir nimet.
Zeytin ağacının geçmişi bundan yaklaşık 39 bin yıl öncesine, Ege Denizi’ndeki
Santorini adasında yapılan arkeolojik kazılara uzanıyor. Burada 39 bin yıllık
zeytin yaprağı fosilleri bulunmuş. M.Ö. 12 bin yılına ait zeytin ağacı bulguları
ise Kuzey Afrika’dan Sahra Bölgesi’nden gelmekte. Zeytin ağacı tarihte
kutsallığın, bolluğun, bilgeliğin ve sağlığın sembolü sayılmış yüzyıllardır.
Akdeniz ve Ege mutfağındaki önemi de, her öğünde ve her yemekle tüketilmesinden
kolayca kavranabilir.
Ülkemizde zeytinyağı kültürü, Türklerin Anadolu’yu Doğu Roma’dan devraldığı
tarihlere kadar uzanıyor. Osmanlı Devleti’nde de son derece önemli bir yere
sahip olan zeytinyağlı yemekler, bugünkü Türk mutfak kültürünün temel yapı
taşları arasındadır.
Dünya mutfakları incelendiğinde “zeytinyağlılar” diye bir kavrama sahip tek
mutfağın Türk mutfağı olduğu görülür. Ayrıca dünyada başlangıç yemekleri
arasında sayılan zeytinyağlı yemekler, Türk mutfak kültürüne göre ana yemekler
arasında kabul edilir.
Zeytinyağı kullanımı ülkemizde özellikle Ege Bölgesi’nde yoğunlaşmakta ve
zeytinyağı özelliğini her türlü yemekte göstermektedir. Yabani ot yemeklerine
lezzet veren zeytinyağının kullanıldığı Ege’ye özgü yöresel yemekler arasında,
Patlıcanlı Silkme, Tavuklu Papucaki, Koçinüsto, Dil Balığı Salatası ve Ebegümeci
Dolması sayılabilir.
Zeytinyağı, yemeklerin yanı sıra yabani ot salatalarının da vazgeçilmezidir.
Hele bir de yanında; sırtı koyu mavi, yanları gümüş renginde Ege’de son derece
yaygın bir balık olan Çipura varsa...